Obezite Ameliyat Çeşitleri

Obezite Cerrahisi

Obezite, günümüzde artan bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmakta ve birçok kişinin yaşam kalitesini ve genel sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu durumla mücadelede diyet ve egzersiz gibi konservatif yöntemlerle sonuç alınamayan durumlarda, obezite ameliyatları önemli bir alternatif olabilir. Bu cerrahi müdahaleler, kilo kaybını hızlandırmak ve obezite ile mücadelede etkili bir çözüm sunmak amacıyla geliştirilmiştir.

Obezite ameliyatları, kilo sorununu çözmek için son çare olarak değil, kapsamlı bir kilo kaybı programının bir parçası olarak düşünülmelidir. Bu ameliyatlar genellikle obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde etkilidir. Ancak, her bireyin özel durumu farklıdır ve obezite ameliyatlarına karar vermeden önce dikkatlice değerlendirilmelidir. Yani her obezite ameliyatları herkes için uygun değildir. Ameliyat öncesinde ve sonrasında bireyin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve psikolojik durumu dikkatlice değerlendirilmelidir. Ayrıca, obezite ameliyatları sadece bir kilo kaybı aracı olarak değil, aynı zamanda obeziteye bağlı sağlık sorunlarını yönetmek amacıyla da yapılmaktadır.

Obezite Cerrahisi Çeşitleri Nelerdir?

Mide Küçültme (Gastrik Bypass):

Mide Küçültme, obezite cerrahisinin en yaygın uygulanan yöntemlerinden biridir. Bu işlemde, mide hacmi azaltılarak yiyecek alımı sınırlanır ve ince bağırsağın bir kısmı atlanarak besin emilimi düşürülür. Bu sayede hem mide hacmi azalır hem de emilen kalori miktarı kontrol altına alınarak kilo kaybı teşvik edilir.

Sleeve Gastrektomi:

Sleeve Gastrektomi, mideyi küçültmek amacıyla uygulanan bir diğer cerrahi yöntemdir. Bu işlemde, mide büyük bir kısmı çıkartılarak tüp şeklinde bir mide bırakılır. Bu işlem yiyecek alımını sınırlayarak, açlık hissini kontrol altına alır ve kilo kaybını destekler.

Ayarlanabilir Mide Bandı:

Ayarlanabilir mide bandı, mideyi iki kısma ayıran bir bant kullanarak yiyecek alımını sınırlayan bir cerrahi prosedürdür. Bandın ayarlanabilir olması, bireyin kilo kaybını kontrol etmesine ve ihtiyaca göre bandın sıkılığını ayarlamasına olanak tanır.

Duodenal Switch:

Duodenal Switch, hem mide hacmini azaltan hem de bağırsak emilimini değiştiren bir cerrahi yöntemdir. Bu yöntemde, mide küçültülür ve ince bağırsaklar üzerinde bir “anahtarlama” yapılır. Bu, hem azalan yiyecek alımını hem de emilen besin miktarını kontrol altına alır.

Biliyopankreatik Ayrım:

Biliyopankreatik Ayrım, mideyi küçültmenin yanı sıra ince bağırsakların bir kısmını atlayarak besin emilimini sınırlayan bir yöntemdir. Bu yöntem, genellikle şiddetli obezite durumlarında tercih edilen bir cerrahi seçenektir.

İntragastrik Balon:

İntragastrik Balon, endoskopik bir işlemle mideye yerleştirilen şişirilebilir bir balon içerir. Bu, midenin hacmini geçici olarak azaltarak kilo kaybını destekler. Ancak, bu yöntem genellikle diğer cerrahi seçeneklere alternatif olarak değil, kilo kaybını başlatmak veya diğer yöntemlere hazırlamak amacıyla kullanılır.

Cerrahi Yöntemlerin Karşılaştırılması ve Etkinlik Analizi:

Obezite cerrahi yöntemlerinin etkinlikleri, birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Bu faktörler arasında bireyin obezite derecesi, sağlık geçmişi, yaşam tarzı ve cerrahi sonrası uyum önemlidir. Cerrahi seçeneklerin avantajları ve riskleri detaylı bir şekilde değerlendirilmeli, bireyin özel ihtiyaçlarına en uygun yöntem belirlenmelidir. Bu cerrahi yöntemlere karar verirken, bireylerin bir sağlık profesyoneli ile detaylı bir görüşme yapmaları ve cerrahi seçeneklerin potansiyel etkilerini anlamaları önemlidir. Her cerrahi müdahale bireye özgüdür, bu nedenle kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulmalıdır.

Obezite Ameliyatlarının Avantajları ve Riskleri

Obezite ameliyatları, genellikle etkili kilo kaybı sağlamak için tasarlanmıştır. Bu ameliyatlar, mide hacmini azaltarak veya bağırsak emilimini değiştirerek kilo kontrolünü destekler. Kilo kaybı, bireyin genel sağlığını olumlu yönde etkileyerek, özellikle obeziteye bağlı hastalıkların yönetiminde önemli bir rol oynar. Ancak, bu cerrahi müdahalelerin avantajları ve riskleri hakkında bilgi sahibi olmak, bireylerin bilinçli kararlar almasına yardımcı olacaktır.

Obezite ameliyatları, kalp hastalığı riskini azaltır. Kilolu veya obez bireylerde sıkça görülen hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin düzeltilmesine yardımcı olur. Ayrıca, tip 2 diyabetin kontrolü konusunda da olumlu etkiler sağlar, hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kaldırabilir. Obezite ameliyatları, uyku apnesi gibi solunum problemlerini hafifletir veya ortadan kaldırabilir. Ayrıca, eklem ağrıları, sırt ağrıları ve genel hareketlilik konusunda da olumlu etkiler gösterir.

Her cerrahi müdahalenin potansiyel riskleri vardır. Obezite ameliyatlarının riskleri arasında kanama, enfeksiyon ve anestezi reaksiyonları bulunabilir. Ayrıca, beslenme eksiklikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri gibi uzun vadeli komplikasyonlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Obezite ameliyatlarının uzun vadeli sonuçları, bireyin ameliyat sonrası yaşam tarzına, beslenme alışkanlıklarına ve fiziksel aktivite düzeyine bağlı olarak değişir. Başarılı bir kilo kaybı genellikle bu faktörlere dikkat eden bireylerde daha sık görülür.

Obezite ameliyatları, kilo kaybı ve genel sağlık iyileşmesi konusunda önemli avantajlar sunar. Ancak, her bireyin durumu farklıdır ve bu ameliyatların riskleri de göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle, obezite ameliyatı düşünen bireylerin, bir sağlık profesyoneliyle detaylı bir değerlendirme yapmaları ve kararlarını bu bilgiler ışığında almaları önemlidir.

Kilo Verme Ameliyatları Kimler İçin Uygun?

Kilo verme ameliyatları için en yaygın belirleyici faktörlerden biri Vücut Kitle İndeksi (VKİ) kriterleridir. VKİ, bir bireyin kilosunu boyuna oranla değerlendiren bir ölçüdür. Genellikle, VKİ’nin 40’ın üzerinde olması veya 35’in üzerinde olması ve obeziteye bağlı sağlık sorunlarına sahip olunması, ameliyat için uygun adayları belirlemede önemli bir faktördür. Yaş, genel sağlık durumu ve yaşam tarzı da kilo verme ameliyatları için önemli faktörlerdir. Ameliyat adaylarının ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek fiziksel ve zihinsel kapasiteleri olmalıdır. Kilo verme ameliyatları öncesinde, adaylar detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçmelidir. Bu değerlendirme, ameliyatın fiziksel ve psikolojik etkilerini anlamak amacıyla yapılır. Var olan sağlık sorunları, ameliyatın uygulanabilirliğini etkileyebilir.

Özellikle Tip 2 Diyabet ve Hipertansiyon gibi obeziteye bağlı sağlık sorunları, kilo verme ameliyatları için önemli birer gösterge olabilir. Bu ameliyatlar, diyabet kontrolünü iyileştirebilir ve hipertansiyonu düzeltebilir. Bu durumlar ameliyatın ne kadar etkili olabileceğini etkileyebilir.

Kilo verme ameliyatları, sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda psikolojik sağlığı da etkiler. Bu nedenle, adaylar psikolojik bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve ameliyat sonrası destek sağlanmalıdır.

Obezite Ameliyatı Öncesi Hazırlıklar ve Değerlendirmeler

Obezite ameliyatı öncesi, bir cerrahi muayene yapılması önemlidir. Cerrah, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirir ve ameliyatın uygunluğunu belirler. Ameliyat için belirli uygunluk kriterlerinin karşılanması gerekmektedir. Vücut Kitle İndeksi (VKİ), obezite derecesi, kilo kaybı denemeleri gibi faktörler uygunluk kriterlerini belirler.

  • Kalp sağlığı, obezite ameliyatı öncesi değerlendirmenin önemli bir parçasıdır.
  • Kardiyolojik testlerle, kalp ritmi, tansiyon ve genel kalp sağlığı kontrol edilir. Obezite ameliyatı öncesi psikolojik bir hazırlık süreci de içerir.
  • Psikolog veya psikiyatrist tarafından yapılan değerlendirmeler, hastanın ameliyat sonrası uyum sürecini olumlu etkiler.
  • Anestezi değerlendirmesi, ameliyat sırasında kullanılacak anestezi yönteminin belirlenmesini sağlar. Hastanın anesteziye uygunluğu bu aşamada değerlendirilir.
  • Endokrinolojik testler, hormon seviyelerinin kontrol edilmesini içerir. Bu testler, tiroid ve hormon dengesi gibi faktörleri değerlendirmeye yardımcı olur.
  • Mide endoskopisi, mide iç yüzeyini incelemek için kullanılır. Bu test, mide sağlığı hakkında detaylı bilgi sağlar.
  • Ultrasonografi, karın içi organların görüntülenmesini sağlar. Karaciğer, safra kesesi ve pankreas gibi organların sağlığı değerlendirilir.
  • Kan testleri, obezite ameliyatı öncesi genel sağlık durumunu değerlendirir. Kan şeker düzeyleri, vitamin eksiklikleri ve kan sayımı gibi testler yapılır.

Obezite ameliyatı öncesi, hasta detaylı bir şekilde bilgilendirilmelidir. Ameliyatın nasıl gerçekleşeceği, beklentiler, riskler ve ameliyat sonrası süreç hakkında bilgi almak, hastanın karar sürecine etkide bulunabilir.

Obezite Ameliyatı Sonrası, Yaşam Tarzı ve Diyet Değişiklikleri

Obezite ameliyatı sonrası bakım, hastanın sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmesini sağlar. Düzenli kontroller, doktor tavsiyeleri ve beslenme düzenlemeleri bu süreçte kilit rol oynar. Ameliyat sonrası kilo kaybı süreci, bireyin yaş, cinsiyet, genel sağlık durumu ve ameliyat türüne bağlı olarak değişebilir. Sabırlı olmak ve doktorun önerilerine uygun bir şekilde ilerlemek önemlidir. Ameliyat sonrası beslenme düzenlemeleri, kişinin yeni mide yapısına uyum sağlamak adına önemlidir.

Diyetisyen rehberliği, doğru besinleri almayı, yeterli protein tüketimini ve vitamin/mineral dengesini korumayı sağlar. Düzenli kontroller, ameliyat sonrası sağlık durumunun izlenmesi için önemlidir. Doktorun önerilerine uygun şekilde kontrol ve muayene olmak, olası sorunların erken teşhisini sağlar. Obezite ameliyatı, sadece kilo kaybına değil, aynı zamanda yaşam tarzı değişikliklerine de yol açar bu sebeple daha aktif bir yaşam tarzı benimsemek, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek ve stresle baş etme yöntemlerini öğrenmek, ameliyatın başarısını artırır.

Protein, ameliyat sonrası önemli bir besin kaynağıdır. Protein ağırlıklı beslenmek, vücut dokularının onarımını destekler, enerji seviyelerini yükseltir ve kilo kaybını optimize eder. Ameliyat sonrası kilo kaybını destekleyen bir diğer unsurda fiziksel aktivitelerdir. Egzersiz rutini, doktorun önerilerine uygun şekilde planlanmalı ve yavaşça artırılmalıdır.

Obezite ameliyatının amacı kalıcı kilo kaybıdır. Bu nedenle, bireylerin beslenme alışkanlıklarını sürdürülebilir şekilde düzenlemeleri, düzenli egzersiz yapmaları ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemeleri önemlidir.

Obezite Ameliyatı, Mide Küçültme Ameliyatı Türleri ve Süreçleri

Mide küçültme ameliyatları, obeziteyle mücadelede etkili bir çözüm olarak öne çıkar. Bu ameliyatlar, kişinin kilo kontrolünü sağlamak ve sağlığına kavuşmak için etkili bir yol sunar.  Mide küçültme ameliyatları, mide boyutunu azaltarak kişinin daha az yemek yemesini sağlar. Cerrahi süreç, genellikle laparoskopik olarak gerçekleştirilir, bu da daha küçük kesiler ve daha hızlı iyileşme anlamına gelir. Mide küçültme ameliyatlarından olan Sleeve Gastrektomi, mideyi yatay bir tüp şeklinde küçültme işlemidir. Bu ameliyat sırasında midenin büyük bir kısmı çıkarılır, daha küçük bir mide tüpü oluşturulur. Bu, kişinin daha az yemek yemesini ve dolayısıyla kilo kaybetmesini sağlar. Bir diğer yöntemlerden olan Gastrik Bantlama ise midenin üst kısmına bir bant yerleştirilerek mide hacminin azaltılmasını sağlayan bir ameliyat türüdür. Bant, mideye yiyecek girişini sınırlayarak doyma hissini hızlandırır ve kişinin daha az yemesine yardımcı olur.

Ameliyat sonrası süreç, kişinin sağlıklı bir şekilde iyileşmesini sağlamak için önemlidir. Düzenli kontroller, doktorun önerilerine uyum ve beslenme düzenlemeleri, ameliyat sonrası sürecin başarılı bir şekilde atlatılmasına yardımcı olur. Mide küçültme ameliyatları, diyet ve egzersizle desteklenmelidir. Diyetisyen rehberliğindeki beslenme planları ve doktor tarafından önerilen egzersiz rutinleri, kilo kaybını hızlandırır. Mide küçültme ameliyatlarının kilo kaybı hızı kişiden kişiye değişebilir. Genellikle ameliyat sonrası ilk aylarda hızlı bir kilo kaybı yaşanır, ancak zamanla bu hız azalabilir. Mide küçültme ameliyatlarının uzun vadeli etkileri, kilo kaybının sürdürülebilir olup olmadığını belirler. Düzenli kontroller, beslenme düzenlemeleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları uzun vadeli başarıyı artırabilir.

Obezite ameliyatlarının en önemli hedeflerinden biri, genel sağlığı iyileştirmektir. Bu ameliyatlar genellikle hipertansiyon, tip 2 diyabet ve uyku apnesi gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarını düzeltir. Hasta memnuniyeti, ameliyatın başarısını belirleyen önemli bir faktördür.

Obezite Cerrahisinde Yeni Gelişmeler ve Teknikler

Obezite cerrahisi, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte sürekli olarak gelişen bir alandır. Minimally invasive yöntemlerden robotik cerrahiye, obezite cerrahisindeki yeni gelişmeler ve teknikler, hastaların daha güvenli, etkili ve hızlı bir iyileşme süreci geçirmelerini sağlamaktadır.

Minimally Invasive Yöntemler, geleneksel açık cerrahiye göre daha az invazif olan bu yöntemler, küçük kesilerle yapılan ameliyatları içerir. Minimally invasive yöntemler, daha kısa iyileşme süreleri ve azalmış komplikasyon riskleri sunarak hastaların rahatlamasına katkıda bulunur. Robotik Cerrahi ise cerrahın robotik sistemler aracılığıyla ameliyat yapmasını sağlar. Bu teknoloji, cerrahlara daha hassas ve kontrol edilebilir bir ortam sunar, bu da cerrahi sürecin daha etkili ve güvenli olmasını sağlar. Minimally invasive ve robotik cerrahi gibi teknolojik gelişmeler, hastaların ameliyat sonrası daha hızlı iyileşmelerini destekler. Bu da hastaların normal yaşamlarına daha çabuk dönmelerine olanak tanır.

Obezite cerrahisindeki ileri teknoloji, ameliyat sürecini daha da geliştirmektedir. Bu, cerrahların daha detaylı görüntülere ve daha hassas cerrahi aletlere erişim sağlar. Sürekli yenilikler, cerrahların farklı cerrahi teknikleri kullanmalarına olanak tanır. Bu da her hasta için özelleştirilmiş bir tedavi planının oluşturulmasını sağlar. Obezite cerrahisindeki inovasyonlar, kilo kaybı sürecini daha etkili hale getirir. Farklı cerrahi teknikler ve uygulanan yenilikler, hastaların kilo kaybını hızlandırır. Yeni teknikler, obezite cerrahisinde güvenliği ve etkinliği artırır. Gelişmiş teknoloji, cerrahların daha dikkatli ve kontrollü bir şekilde çalışmalarını sağlayarak hasta güvenliğini maksimize eder. İleri teknikler ve teknolojik gelişmeler, cerrahi müdahalelerin komplikasyon riskini azaltır. Daha kontrollü ve hassas işlemler, istenmeyen komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur.

Teknolojik yenilikler, hasta memnuniyetini artırır. Kısa iyileşme süreleri, azalmış komplikasyon riski ve etkili kilo kaybı sonuçları, hastaların tedavi sonuçlarından daha memnun olmalarını sağlar. Obezite cerrahisindeki yeni gelişmeler, uzun vadeli etkileri de olumlu yönde etkiler. Kiloyu kontrol altına almak, obeziteye bağlı sağlık sorunlarını azaltarak hastaların uzun vadeli sağlıklı yaşam tarzına geçişini destekler.

Mide Balonu, Basit Kilo Kaybı Yöntemi

Mide balonu, mide içerisine geçici süre ile yerleştirilen silikon veya poliüretan malzemeden üretilmiş balon şeklinde bir medikal üründür. Ameliyatsız bir obezite tedavisi yöntemi olan mide balonu, mide içinde yer kaplayarak kişiye doygunluk ve tokluk hissi sağlar, aynı zamanda katı gıdaların sindirim süresini uzatır.

Mide balonu uygulaması iki şekilde gerçekleştirilebilir. İlk yöntemde, anestezi altında endoskopi ile mideye yerleştirilir. İkinci yöntemde ise yutulabilir bir mide balonu tercih edilir. Her iki durumda da mide balonu, iştah kesici etkisi ile daha az yemek yeme isteği uyandırır. Mide balonu, kilo kaybını hızlandırabilir; ancak etkili sonuçlar için yaşam tarzı değişiklikleri kaçınılmazdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve mental sağlık, mide balonunun getirdiği kilo kaybını sürdürmek için önemlidir. Mide balonunun avantajları arasında basit uygulama, minimal invazif olması ve çabuk sonuçlar yer alır. Ancak kişinin sağlık durumu, geçmişteki cerrahi müdahaleler ve yaşam tarzı değişikliklerine uygunluğu göz önünde bulundurularak dikkatlice değerlendirilmelidir.

Mide Balonu Uygulamaları ve detayları hakkında daha fazla bilgi için https://guvengorkem.com/obezite/mide-balonu/ yazımız ziyaret edebilirsiniz.

Tüp Mide Ameliyatı ve İşlemin Detayları

Tüp mide, mide hacminin küçültülmesi amacıyla gerçekleştirilen bir cerrahi işlemdir. Bu prosedürde mide, bir tüp şeklinde küçültülerek daha küçük bir hacme sahip hale getirilir. Bu, kişinin daha az yemek yemesini ve dolayısıyla kilo kaybını destekler. Tüp mide ameliyatı, mide boyunca uzanan bir kısmın çıkartılmasıyla gerçekleşir. Bu mideden salgılanan ghrelin hormonunu azaltarak iştah kontrolünü sağlar. Dolayısıyla kişi daha az acıkarak ve daha küçük porsiyonlar da doyar. Tüp mide ameliyatı genellikle laparoskopik cerrahi yöntemle yapılır. Bu, küçük kesi açılması anlamına gelir ve hastanın daha hızlı iyileşmesini sağlar. Hastalar genellikle ameliyat sonrası birkaç gün hastanede kalmaktadır. Ameliyat sonrasında, hastaların diyet ve beslenme alışkanlıkları önemlidir. İlk aşamalarda sıvı diyetine geçiş, yavaşça katı gıdalara dönüş ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme planı oluşturulması gereklidir. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme, ameliyatın başarısını artırarak uzun vadeli sağlıklı yaşamı destekler.

Gastrik Bypass, Kalıcı Kilo Kaybı için Cerrahi Seçenek

Gastrik bypass, mideyi küçültmek ve bağırsakların bir kısmını atlamak suretiyle kalori emilimini kısıtlamak amacıyla gerçekleştirilen bir cerrahi prosedürdür. Bu sayede hastalar, daha az yemek yemelerine rağmen daha hızlı doyarlar.

Gastrik bypass genellikle laparoskopik cerrahi yöntemle uygulanır. Bu, daha küçük kesilerin kullanılması ve daha hızlı iyileşme süreci anlamına gelir. Ameliyat aynı zamanda metabolik etkinlik sağlar, yani diyabet ve diğer obezite ilişkili hastalıkları iyileştirebilir. Gastrik bypass, uzun vadeli kilo verme sağlar. Ancak bu süreçte, vitamin ve mineral eksiklikleri olasılığı arttığından düzenli takip ve diyet takibi önemlidir. Belirli besinlere karşı duyarlılıkları ve vitamin gereksinimleri düzenli kontrol edilmelidir. Aynı zamanda, hastaların sağlık iyileşmesi ve kilo kaybını sürdürebilmesi için yaşam tarzı değişikliklerine odaklanması gerekir.

Duodenal Switch, Aşırı Kilolara Karşı Etkili Ameliyat

Duodenal Switch, mide hacminin azaltılması ve bağırsakların yeniden düzenlenmesi yoluyla kilo kaybını destekleyen bir cerrahi prosedürdür. Gıda emilimini azaltarak kilo kaybını arttırır ve aynı zamanda metabolik etkileri destekler. Bu ameliyat, özellikle VKI (Vücut Kitle İndeksi) 50 üzerinde olan hastalarda etkilidir. Duodenal Switch, sadece kilo kaybını desteklemekle kalmaz, aynı zamanda metabolik etkileriyle bilinir. Ameliyat, diyabet ve hipertansiyon gibi metabolik hastalıkların kontrolünü sağlama potansiyeline sahiptir.

Her cerrahi müdahale gibi, Duodenal Switch ameliyatının da riskleri vardır. Ameliyat riskleri arasında enfeksiyon, kanama ve anesteziyle ilgili sorunlar bulunabilir. Bu nedenle, ameliyat öncesi detaylı bir değerlendirme önemlidir. Duodenal Switch ameliyatının bir sonucu olarak kronik ishal gelişebilir. Ayrıca, yağ emiliminin azalması nedeniyle vitamin ve protein eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu durumlar düzenli takip ve beslenme takviyeleri ile yönetilmelidir.

Mini Gastrik Bypass, Kolay Uygulanan Cerrahi Yöntem

Mini gastrik bypass, mide poşunu küçültme ve ince bağırsak bağlantısını değiştirme prensibiyle çalışan bir cerrahi prosedürdür. Bu yöntem, kilo kaybını desteklemek ve tip 2 diyabet gibi metabolik hastalıklar üzerinde olumlu etkiler sağlamak amacıyla kullanılır.

Mini gastrik bypass ameliyatının, diğer cerrahi yöntemlere kıyasla daha kısa bir sürede tamamlandığı bilinir. Ayrıca, genellikle daha düşük maliyetli bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Ameliyat sonrasında, hastaların düzenli vitamin takviyeleri alması önemlidir. Ayrıca, mide görüntüleme yöntemleriyle ameliyat sonrası değişiklikler takip edilebilir.